Çekici bir gülümseme arayan giderek daha fazla insan, bazılarının kendilerini iyi hissetmemelerine ya da yüzlerinin biçimine yabancılaşmalarına yol açtığını söylediği geleneksel diş tellerine değil, ALF aygıtına yöneliyor. Bu arşiv yazısı ALF’nin ne olduğunu, savunucularının diş tellerine göre ileri sürdüğü avantajları, arkasındaki ilkeleri ve ona atfedilen daha geniş etkileri açıklıyor.

ALF ortodontisi nedir?

ALF aygıtının tel yapısı

ALF, yani Advanced Lightwire Functionals, hafif telli bir aygıt kullanan geleneksel olmayan bir ortodontik yaklaşım olarak tanımlanır. Savunucuları onu kraniyal osteopati içinde konumlandırır ve kapanış patolojisini nedeninde, yani kraniyal kemiklerin doğal konumundaki bir bozuklukta ele aldığını söyler.

Bu çerçevede ALF tekniğinin yüz iskeletinin gelişimini ve daha uyumlu bir yüz görünümünü desteklediği söylenir. Geleneksel diş tellerinin aksine ALF çıkarılabilir. Kişiye özel üretilen bir tel yapıdır ve biçimi ortodontik tedavinin hedeflerine göre büyük ölçüde değişebilir.

Diş tellerine göre ileri sürülen avantajlar

ALF aygıtı örneği

Çeneleri ve dişleri hareket ettirmek için ALF yaklaşımı, savunucularının osteopatik “yumuşak kuvvet” ilkesi dediği şeyi kullanır. Bunun geleneksel diş tellerinden önemli ölçüde daha az rahatsızlık anlamına gelebileceğini söylerler. Aygıt çıkarılabilir olduğu için ağız hijyenini korumak sabit diş teli sistemine kıyasla daha kolay olabilir ve aygıt takılıyken genellikle çok daha az görünür.

Kaynak ayrıca ayarların genellikle altı-sekiz haftada bir yapıldığını, bunun randevular için gereken süreyi azaltabileceğini belirtiyor. Bunu sabit diş tellerinde braketlerin çıkması şeklindeki bilinen sorunla karşılaştırıyor. Ayrıca ALF’nin daha dengeli yüz gelişimini destekleyebileceğini, orta yüzü kaldırabileceğini, hava yolu alanını ve postürü iyileştirebileceğini ileri sürüyor; bunlar yazının kendi kraniyal osteopati çerçevesindeki iddialardır, sonuç garantisi değildir.

Aygıtın nasıl çalıştığı düşünülüyor

Ortodontik modelde ALF aygıtı

ALF ortodontisi, yüz kemikleri, fasya ve meninksler dâhil kafatası kemiklerine nazik bir yaklaşım olan kraniyal osteopati aracılığıyla çalışan bir yöntem olarak sunulur. Bu görüşte bu yapıların yeniden düzenlenmesi, farklı işlev bozukluklarının ele alınmasına ve hastanın genel durumunun iyileştirilmesine yardımcı olabilir. Temel ilkesi, sağlıklı işlevin doğru yapıyı izlediğidir.

ALF aygıtının kraniyal yapılar üzerinde kademeli, sürekli ve nazik bir etki sağladığı düşünülür. Amerikalı araştırmacı Darick Nordstrom tarafından 1980’lerin başında, Crozat ve Kernot ortodontik aygıtlarının kavram ve tasarımlarından yararlanılarak geliştirildi. Önceki aygıtın adını aldığı Dr George Crozat, onun her tür maloklüzyonu tedavi edebileceğini ve “stresi dişlerden destekleyici yapılara aktararak doku değişiklikleri yaratabileceğini” savundu. Bunu dişlerin yerlerine kilitlendiği sistemlerle karşılaştırdı.

Kraniyal yapı ve bütün beden

Kaynak yazıdan kraniyal ve ortodontik karşılaştırma

Kaynak, kraniyal yapı dengeli olduğunda geleneksel diş tellerinin mükemmel sonuçlar verebileceğini söylüyor. Kraniyal osteopati modelinde sağlıklı bir kafatasının kemikleri kilitli değildir; bazen kraniyosakral hareket olarak tanımlanan sürekli ritmik hareket içindedir. Yazı, birçok kişide kraniyal sütürlerin farklı derecelerde engellendiğini ve önce kraniyal sistem dengelenmeden uygulanan diş tellerinin bu örüntüyü ağırlaştırabileceğini savunuyor.

Kraniyal kısıtlamanın olası etmenleri olarak kazaları ve baş yaralanmalarını; özellikle forsepsle gerçekleşen doğum travmasını; yirmi yaş dişinin çekilmesi, yanlış dolgu yüksekliği, kötü yerleştirilmiş kuronlar ya da çeneleri yerinden oynatan ortodontik tedavi gibi yetersiz diş tedavilerini ve yeterli biçimde yerine konmamış eksik bir dişi sıralıyor.

Kaynak yazıdan hava yolu ve servikal karşılaştırma

Yazıya göre Darick Nordstrom bazı hastaların başlangıçta kapanışla ilgili görünmeyen yakınmalarında da değişiklik bildirdiğini gözlemledi. Kaynak; burundan nefes almayla bağlantılı alerjileri, bruksizmi, gelişim gecikmelerini, sindirim ve kulak sorunlarını, baş ağrısı ve migreni, boyun ve sırt ağrısını, TME belirtilerini, görme sorunlarını ve PMS’yi sıralıyor. Bu gözlemler kaynak malzemenin bir parçasıdır ve değerlendirmenin yerine geçirilmek yerine uygun niteliklere sahip klinisyenlerle görüşülmelidir.

Yazı, tedavi sonuçlarının yalnızca aygıttan çok onu kullanan klinisyenin bilgi ve deneyimine bağlı olduğu sonucuna varıyor. ALF’yi evrensel bir çözüm olarak değil, bütüncül klinik yaklaşımın bir parçası olarak sunuyor.